YÖNETİM KURULU BAŞKANI'NIN MESAJI

Ahmet Zorlu

Değerli Paydaşlarımız,

2016 yılı önümüzdeki dönemde dengeleri değiştirebilecek gelişmelere sahne oldu.

2016 yılı küresel ekonomide büyüme sancılarının devam ettiği, ticaretteki daralmanın hızlandığı, siyasi arenada beklenmedik gelişmelerin yaşandığı ve özellikle Orta Doğu’da yükselen gerilimle birlikte jeopolitik risklerin arttığı zor bir yıl olmuştur.

Gelişmiş ülkelerde büyüme kalıcı olarak yukarı yönlü ivme kazanamazken, AB (Avrupa Birliği) ve Japonya’da ekonomik aktiviteyi canlandırmak amacıyla gevşek para politikası uygulamalarına devam edilmektedir. Ancak bu uygulamalardan istenen sonuçların elde edilememesi likidite desteğinin yanı sıra maliye politikalarının ve yapısal reformların da hayata geçirilmesi gerektiği yönündeki tartışmaları beraberinde getirmektedir.

2016 yılının ilk yarısında İngiltere’nin AB’den ayrılma kararı (Brexit) alması da küresel ekonomiye ve AB’nin geleceğine yönelik kaygıları artırmıştır. Bu tabloya karşın, Euro Bölgesi, küresel krizin başladığı 2008’den bu yana ilk kez 2016 yılında, %1,6 büyüyen ABD ekonomisinden daha yüksek bir büyüme oranına ulaşarak %1,7 büyüme kaydetmiştir.

Dünyanın, etkileri hala devam eden finansal krizden çıkamadığı bir dönemde, korumacı ve müdahaleci ekonomi politikalarını savunan Trump’ın yeni ABD Başkanı olarak seçilmesi; yeni bir küresel ortamın habercisi olarak algılanmış ve belirsizlik olgusunu derinleştirmiştir.

ABD’de güçlenen büyümeye paralel, Amerikan Merkez Bankası (Fed)’nın 2016 yılı Aralık ayındaki son toplantısında politika faizini 0,25 puan artırması; bunun yanı sıra, ekonomideki olumlu gelişmelere bağlı olarak 2017 yılında iki yerine üç faiz artırımına gidebileceğinin sinyallerini vermesi, ABD Doları’nın diğer ülke para birimlerine karşı değer kazanımını daha da hızlandırmıştır. Bu gelişme aynı zamanda uzun vadeli faiz oranlarının artmasına, tahvil ve bono piyasalarında kayıplara ve gelişmekte olan ülkelerden fon çıkışlarına yol açmıştır.

Global büyümeye katkısı görece azalan Çin ekonomisi ise süre gelen zafiyetlerine ve devam eden yapısal dönüşüm sürecine rağmen, kamu harcamaları ve banka kredilerinde yaşanan artış ile 2016 yılında beklentilere paralel %6,7 oranında büyümüştür.

Türkiye ekonomisindeki büyüme ivme kaybetse de eğilimini devam ettirmektedir.

Türkiye 2016 yılında, küresel boyutta devam eden zayıf ve kırılgan büyüme iklimi ve politik gelişmelerin yarattığı baskıların yanı sıra, jeopolitik riskler, yurt içindeki siyasi gelişmeler, darbe girişimi ve terör olaylarının ekonomi ve beklentiler üzerinde yol açtığı olumsuz etkileri de yaşamıştır.

2016 yılının ilk yarısında iç tüketim kaynaklı ılımlı büyüme trendini sürdüren Türkiye ekonomisi, yılın üçüncü çeyreğinde, yurt içinde yaşanan siyasi gelişmeler ve artan jeopolitik riskler nedeniyle %1,3 oranında daralma göstermiştir. Bu dönemde hükümet tarafından ekonominin canlandırılması, reel sektörün rahatlatılması ve TL üzerindeki baskının azaltılmasına yönelik reform niteliğinde çok sayıda tedbir ve aksiyon alınmıştır. Güçlü finansal sistemi ve dinamikleriyle bu zorlu dönemi kısa sürede atlatan ülkemiz, yılın son çeyreğinde yeniden büyüme patikasına dönerek %3,5 büyüme ile beklentilerin üzerinde bir performans göstermiş ve tüm yılı %2,9 büyüme ile kapatmıştır.

8 Kasım’da yapılan ABD Başkanlık Seçimi’nin ardından ABD Doları’nın değerlenmesinin tetiklediği fon çıkışları ile gelişmekte olan ülke para birimlerinde ciddi değer kayıpları yaşanmıştır. Türk Lirası bu dönemde risk algısındaki yükseliş nedeniyle benzer ülke para birimlerine göre daha fazla etkilenmiş ve TL’de yaşanan hızlı değer kaybı yıl sonu enflasyonunun da yükselmesine neden olmuştur. Bu süreçte T.C. Merkez Bankası politika faizini artırmış ve piyasadaki TL likiditeyi kısıcı adımlar atmıştır.

Jeopolitik risklere eklenen darbe girişiminin ardından S&P not indirimine giderken, sonrasında Moody’s de Türkiye’nin kredi notunu kırarak yatırım yapılabilir seviyenin altına çekmiştir. 2016 yılında ihracat hacmi düşük bir seyir izlerken, ithalata kıyasla ihracatımız içinde daha büyük paya sahip olan Euro’nun ABD Doları karşısındaki değer kaybı ve turizm gelirlerinde yaşanan sert düşüş sonucu cari açık yılın ikinci yarısında yeniden yükselişe geçmiştir. Yıl içerisinde yaşanan olumsuz gelişmeler neticesinde cari açığın finansmanında doğrudan yatırımların payı önemli oranda azalmıştır. Diğer yandan, petrol fiyatlarının yeniden yükselişe geçmesiyle 2016’da görülen düşük petrol ve emtia fiyatlarının olumlu etkisinin 2017’de azalması beklenmektedir. Buna karşılık, Rusya ile ilişkilerin düzelmesiyle turizm gelirlerinde yaşanabilecek iyileşme ve AB’ye yapılan ihracatta gözlenen artış trendi cari açık açısından olumlu olabilecek gelişmelerdir.

Önümüzdeki dönemde Nisan ayında yapılacak referandum, jeopolitik gelişmeler, enflasyon dinamikleri ve cari açığın seyrinin yanı sıra yatırım ve ihracat ağırlıklı bir büyüme modelini destekleyen yapısal reformların uygulamaya geçirilmesi Türkiye ekonomisinin geleceği açısından belirleyici faktörler olacaktır.

Vestel küresel bir şirket olarak konumunu daha da yukarılara taşımaktadır.

Türkiye’de istihdam edilen kişi başına üretimin, başka bir ifadeyle üretkenliğin artırılması için fiziki, beşeri ve teknolojik yatırımlara hız verilmesinin yanı sıra kurumsallaşma seviyesinin de artırılmasının sürdürülebilir ekonomik büyüme açısından elzem olduğuna inanıyoruz.

Vestel, kurumsal yetkinlikleri, Ar-Ge’deki üstünlüğü ve ileri teknolojileri ürünleştirmedeki başarısı ile ülkemizin en büyük üretim güçlerinden biri olarak Türkiye’nin sürdürülebilir büyümesine katkıda bulunmaktadır.

Endüstri 4.0 dönüşümünü sanayimizin geleceği açısından atılması gereken en önemli adımlardan biri olarak kabul ediyoruz. Vestel olarak biz de dördüncü sanayi devrimi olarak da adlandırılan bu dönüşümü kaçırmak istemiyoruz, bu kapsamda söz konusu dönüşüm için hazırlıklarımızı yapmış ve gerekli aksiyonları almış bulunuyoruz. Tedarik zincirinden, canlı olarak üretim kalitesini takip eden sistemlerimize, karanlık fabrikaya doğru ilerliyoruz. Uzun soluklu çalışmaların sonucunda dünyaya teknoloji ihraç eden dev bir üreticiye dönüştürdüğümüz Vestel’i şimdi de Endüstri 4.0 dönüşümünde öncü ve küresel rekabette giderek güçlenen bir oyuncu olarak konumlandırıyoruz.

Endüstri 4.0 dönüşümü bugün üretim yapan bütün sektörler için rekabette kalabilmenin temel şartı olarak karşımıza çıkmaktadır. Gelecek dönemde bu dönüşümü yakalayamayan markalar küresel pazarlarda rekabet gücünü kaybedecektir.

Vestel olarak iki yılı aşkın süredir sürdürdüğümüz Endüstri 4.0 dönüşüm çalışmaları ile tüm süreçlerimizi geliştirerek yakaladığımız güçlü ivmeyi daha da ileri taşımayı ve Türkiye’nin bu dönüşümü tamamlayan ilk kuruluşu olmayı hedefliyoruz.

Vestel Beyaz Eşya ile aldığımız 2016 Avrupa Endüstriyel Mükemmellik Ödülü de üretim teknolojilerinde ulaştığımız noktayı net bir şekilde göstermektedir. Aldığımız Avrupa Şampiyonluğu ile endüstriyel mükemmelliğimizi tescil ettirirken, bu ödülü kazanan ilk Türk firması olmanın yanı sıra, beyaz eşya sektörünün de ilk şampiyonu olma unvanını elde etmiş bulunuyoruz.

Ar-Ge’ye yaptığımız yatırımlarla bugün 8 Ar-Ge merkezimizde toplam 1.600 mühendis istihdam ediyor ve çağı yakalamanın ötesinde teknolojik trendlere yön de veriyoruz. Vestel’in bugün Türkiye’nin en çok patent üreten şirketlerinden biri olması da bu konumumuzu teyit etmekte.

Türkiye’nin ve dünyanın önde gelen teknoloji şirketlerinden biri olan Vestel, tasarım, inovasyon ve Ar-Ge’deki iddiasını aldığı ödüllerle taçlandırmaktadır. Bu doğrultuda Vestel, T.C. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından düzenlenen Özel Sektör Ar-Ge Merkezleri Zirvesi kapsamında verilen Ar-Ge Ödülleri’nde faaliyet gösterdiği elektronik sektöründe üst üste dördüncü kez Birincilik Ödülü’nü, genel değerlendirmede ise Türkiye’nin En İyi İkinci Ar-Ge Merkezi Ödülü’nü almıştır. Bu başarı Vestel’in teknoloji ve dijital dönüşümle pekişen marka imajını daha da güçlendirmektedir.

Vestel’in inovasyon ve Ar-Ge’deki gücü Şirketin ihracat pazarlarında da önemli bir oyuncu olmasını sağlayan en önemli etkenlerdir. Bugün 154 ülkeye yaptığı ihracat ve gerçekleştirdiği iş birlikleri ile ülkemizin bayrağını yurt dışında da gururla dalgalandıran Vestel, Türkiye İhracatçılar Meclisi tarafından açıklanan Türkiye’nin en başarılı ihracatçı firmaları sıralamasında Elektrik Elektronik ve Hizmet sektöründe 19 yıldır aralıksız lider olarak bir rekora imza atmıştır.

Küresel markalarla stratejik ortaklıklar kurarak dünya pazarlarındaki varlığımızı daha da güçlendirme stratejimiz doğrultusunda, iki yıl önce Sharp Corporation ile beyaz eşya alanında yaptığımız marka lisans anlaşmasının bir benzerini 2016 yılında Toshiba Visual Solutions Corporation (“Toshiba”) ile televizyon alanında gerçekleştirdik. Toshiba ile imzaladığımız marka lisans anlaşması kapsamında ilk etapta 5 yıllığına tüm Avrupa’da Toshiba markalı TV’lerin üretim, satış, pazarlama ve dağıtımına ilişkin hakları devraldık. İlgili ülkelerdeki resmi izin süreçlerinin 2016 sonunda tamamlanmasının ardından, 2017 yılının başından itibaren lisans anlaşması kapsamındaki faaliyetlerimize başladık.

Vizyonerliğimiz, sorumluluk algısı yüksek üretici kimliğimiz ve yaratıcılığımız ile faaliyet gösterdiğimiz tüm coğrafyalardaki tüketicilere hitap edebiliyoruz. Bugün, bu anlayış, inanç ve azimle küresel ekonominin liderlerinden biri olma hedefimize doğru adım adım ilerliyoruz.

Tüm bu faaliyet ve çabalarımızda sürdürülebilirliği odağımıza yerleştiriyoruz. Ekonomik başarımızı, sosyal sorumluluğu ve çevre hassasiyeti yüksek bir kurumsal vatandaş olarak sürdürülebilirlik çerçevesinde elde ettiğimiz başarılarımızla bütünleştirmek üzere daha “geniş etkili” projeler geliştirmeyi amaçlıyoruz. Üretim aşamasından başlayarak kullanım ömrünün sonuna kadar tüm ürünlerimizin çevre etkisini gözetiyor, rekor seviyede enerji ve su verimliliğine sahip ürün gamımızla fark yaratıyoruz. Sosyal sorumluluk alanında ise öncelikli olarak önem verdiğimiz konu, engelli vatandaşlarımızın önündeki engelleri kaldırmak. Bu kapsamda, tüm Vestel ürünlerinin engelli vatandaşlarımız tarafından kolaylıkla kullanılabilmesi için Erişilebilirlik Projesi’ni hayata geçirdiğimizi müjdelemekten mutluluk duyuyorum. Diğer güzel bir gelişme de, yine engelli vatandaşlarımıza yönelik olarak geliştirilen akıllı baston WeWALK’un ürünleştirme aşamasının sonuna gelmiş olmamızdır.

Bizi biz yapan ve başarılarımızın temelini oluşturan girişimci ruhumuz, geniş hayal gücümüz, yeniliğe açık şirket kültürümüz, teknolojiyi ve inovasyonu merkeze alan üretim felsefemiz ve özgüvenimizle ülkemize ve insanımıza daha fazla değer üretmek için güçlü atılımlarımıza bundan sonra da devam edeceğiz.

Bu amaç doğrultusunda markamızı daha da yükseğe taşımak için sonsuz gayret gösteren tüm çalışanlarımıza, işbirliği içinde olduğumuz tüm iş ortaklarımıza, bizi tercih eden müşterilerimize ve diğer tüm paydaşlarımıza en içten teşekkürlerimi sunuyorum.

Saygılarımla,

Ahmet Nazif Zorlu
Yönetim Kurulu Başkanı